• (see: @takemetochurch) ukdesi

    ilk defa askerde giymiştim resepsiyon görevlisi olarak. ikincisinde evlenirken giyerim dediğim kıyafet.

  • eskiden erkeklerin ilkokuldan hemen sonra tanıştıkları kıyafet kombini.

  • ceket ve pantolondan oluşan erkek giyimi.
    bir yerde okuduğuma göre (izlemiş de olabilirim) kumaş rengini gece yarısı mavisi seçerseniz, özellikle salon ışıkları altında siyahtan daha siyah görünürmüş.
    öneri: siyah converseli kombine şans verin.

  • ingilizces, suits olan kelimedir.

    aynı isimle bir amerikan dizisi vardır, new york da bir avukatlık şirketinde yaşananları anlatır. keyiflidir, izlenmesi önerilir.

  • erkeği çekici gösteren kıyafetlerdendir.

  • yıl da 1 veya 2 defa giymeme rağmen özel zamanlarda keyifle tercih ettiğim, sevdiğim bir kıyafet olur kendisi. british ve italian suit kesimi hoş bulurum. yelek olayı var bir de bana göre değil.
    pahalı olmasından ziyade vücuda uygun elbise seçimi yapılmalıdır aksi takdirde jilet gibi olayım derken patatese dönen nice yiğitler gördüm.

  • asla giymediğim ve resmi törenler dışında giymeyeceğim kıyafettir

    not: protokol heyetinin yanında eşofmanla oturan adam :)

  • yıldım...

    yıldım amk...

    millet ne güzel yılda 1-2 özel günlerinde giyiyor, kimisi en son yıllar önce giymiş evlenmeyi bekliyor tekrar giymek için... lan ben kendimi bununla doğmuşum gibi hissediyorum resmen. hani yolda takım elbise giymiş birini durdursam, kıyafetine hal hatır sorsam da kıyafet dile gelse, bana "oooo nerelerdeydin sen hafız" der gibime geliyor.

    ilkokulu bitirdim, anadolu lisesi ayağına yular geçirir gibi geçirdiler boynuma kravatı. neymiş üniforma varmış da takım olmalıymış. 11 yaşındayım oğlum ben bu yaştaki çocuğa kravat bağlamayı öğretmenin ne gereği var? 7 sene geçti. bu 7 senede tabi seneler ilerledikçe ceket atıldı, kravat iyice gevşetildi, gömlekler pantulun içinden dışarı çıkarıldı. üniversiteyi kazandım, okuduğum okul ileride "kurumsal" firmalarda çalışmak üzere beyaz yaka seri üreticisi gibi davrandığından, sunum üzerine sunum yaptırdı ve bu sunumlarda takım elbise giymeyi şart koştu. amk üniversitede başka fakültedeki arkadaşlarım baksırının ve hatta götünün yarısıyla löpçük gibi dışarda gezerken ben sırf bu dress code olayı yüzünden gittim takım elbise satın almak zorunda kaldım okul için.
    okul bitti, askerlik bitti ve özel sektörde kurumsal olmayan bir firmada çalışmaya başladım.

    bakın dostlar insanların hayatlarında kendilerince "lale devri" olarak tanımladıkları dönemler olur ya, işte o lale devri dönemi ne kadar fiziksel ve psikolojik açıdan çok çetin geçmiş olsa da, sırf bu kıyafet özgürlüğü nedeniyle o firmada çalıştığım dönemdi. kıyafet olayını geçtim, sırf zırt pırt değiştirdiğim sakal bıyık kombinasyonlarım bile patronumun başını döndürmeye yetmişti. sonra kendi patrona halil isyanımı yaşayıp oradan ayrıldım ve iş hayatının yine o "ideal" beyaz yaka sikkoluğunun kucağında buldum kendimi.

    burada "takım elbise insanın abdestidir" diyen adam bile var lan. yani namaz öncesi su yoksa, toprak da yoksa takım elbise giyerek teyemmüm yapacak adam öyle bir zihniyet djdkdjdks

    şimdi ise iyice yaşlanıp sikerim sizin kıyafet yönetmeliğinizi diyerek çıldırıp, çırılçıplak idareci odaları arasında koşuşturacağım günü bekliyorum sallanan sandalyemin üzerinde.

  • şu hayatımın anlamını bulsam da giysem dediğim takım.