• uzun süre etkisinden çıkamadığınız film

  • sözlüğe sahip çıkalım

    pek mümkün görünmüyor.

  • nadirkitap

    piyasada bulamayacağınız kitapları bir oluşumda bulabiliyorsanız haliyle pahalı olması çok doğaldır.
    sevdiğim bir oluşum-site hakikaten üşenmeden izmir içinde büyük sahafları dolaşıp bulamadığım kitapları burada mutlaka bulmuşumdur vermiş olduğum paralar ise hiç beni düşündürmedi. pahalılık elbette eleştirilebilir fakat bundan önce türkiye'de sahaf kavramının bitiyor oluşunu eleştirmemiz gerektiğini düşünüyorum.

  • müge anlı

    tanım: araştırmacı gazeteci. yüksek lisans eğitimini hukuk alanında tamamlamış kriminal yolda ilerleyen pek çok kanalda çalışmış en çok atv kanalında yer almış donanımlı gazetecilerden biri.

    öncelikle müge anlıyı çok severim sevme nedenim kitlesinin çoğunlukla anadolu'dan veya şehirde yaşayıp ev hanımı olan demografik kitleden, malum çalışanlar pek fazla takip edemiyor. bu kitleyi tabularından (eğitim, sosyolojik sorunlar vb.) illet şeylerden çıkarabildiğini gözlemliyorum bu gerçekten çok güzel zorla değil seve seve bunu aşılıyor yaşanan olaylar onun kanıtı ''gördünüz mü eğitimli olsaydınız başınıza bunlar gelmezdi, gördünüz mü çok gezmeseydiniz başınıza bunlar gelmezdi, gördünüz mü uçkuruna mukayyet olsaydılar bu başına gelmezdi siz, siz olun...'' gibi söylemleri acımasız ama çoğu yerinde tespitlerdi.

    benim takıldığım konu başka müge anlının konuları seçtiğini biliyoruz bunu kendisi zaten her fırsatta söylüyor ona göre öncelikli* konular ele alınıyor. bu konular nelerdir?
    eşlerin birbirini aldatma olayları ve peşi sıra yaşanan cinayetler
    kayıp aileleri arama
    dolandırılma olayları
    programı ayakta tutan ve izlenilen reyting malzemeleri. müge anlı çoğu zaman cesur bir gazeteci olduğunu söylüyor ben burada samimi olmadığını düşünüyorum. en son ele alınan muhammet burhan cinayetinde kendisine göre* birinci derece şüpheli bulduğu fatma burhana dönüp ''sen biliyorsun cinayeti anlat, anlatacaksın doğru söyleyeni kimse tehdit etmez'' söylemi gülünçtü. madem bu düşüncede ve cesur niçin hala anadolu çomarları magaziniyle meşgul? aleyna çakır cinayeti olayında çok takdir etmiştim çünkü zanlı ümitcan uygun iktidar ile bağlantısı olduğu çeşitli mecralarda fotoğraflarla kanıtlanmıştı o olayda vardın çünkü herkes senin arkandaydı bu güçle olayın üzerine gidebildin güzelde gittin.
    keşke 10 mayıs 2017 çevreci çiftin öldürülmesi olayını araştırdığını görebilseydim söz konusu şirketin yakasına yapıştığını görseydim,
    keşke aselsana dönüp intiharlar için bu tesadüf mü deseydin ve daha nice olaylar suikastler vesaire...

    möge apla anlat, anlatacaksın doğru söyleyeni kimse tehdit etmez.
    ayrıca evleniyormuşsun çok sevindim enişte de erik gibi kütür kütür.

  • dut ağacı dikmek

    bilimsel sınıflandırma
    alem:plantae - bitkiler bölüm:magnoliophyta smıf'.magnoliopsida takım:rosales
    familya:moraceae - (dutgiller)
    cins: ficus
    tür: ficus carica linnaeus
    en sevdiğim bu ağaç türü pek çok inanışta kutsal atfedilmiştir.
    yunan mitolojisinde de dut belirli bir öneme sahip. şair ovidius'a göre dut ağacı, pyramus ve thisbe isimlerindeki sevgililerin buluşma yeridir fakat tam buluşacakları saatte genç kız, ağzı kanlı bir aslan görür, korkudan kaçarken sırtındaki örtüyü düşürür ve aslan bu örtüyü parçalar. pyramus gördükleri karşısında sevgilisinin öldüğünü zannederek kılıcını çeker, dut ağacının yanına gider ve kılıcı göğsüne saplar. fışkıran kanlar ağaçtaki dutları karaya boyar.
    incil 17/25 de "günah, iman ve görev" bölümünde bahsedilir
    tevrat'ta da ılsamuel dut ağaçlarının bahsi geçer
    müslümanlıkta kutsal sayılan ve hatta kuran-ı kerim'de 'tin' suresinde bahsedilir.

    orijini neresi olursa olsun farklı iklim ve toprak şartlarına adaptasyon kabiliyeti yüksek olan dut, hem ılıman hem de subtropik iklim şartlarında yetişebilen bir meyve türüdür ve genetik kaynaklarındaki büyük çeşitlilik dünyanın pek çok yerinde geniş bir yetişme alanı bulmasını sağlamıştır.

  • elhamra sineması

    1912 yılında (see: izmir millli kütüphane) kaynak tahsisi için açılmış olan sahnedir.
    bina 1926 yılında açılmış olup mimarı neo-klasik türk mimarisinin öncülerinden mimar tahsin sermet bey'dir. dünyanın ilk sesli filmi the jazz singer izmir'de ilk kez bu salonda gösterilmiştir.

  • antidepresan kullanımının en çok olduğu ülke

    tıp dergisi 'the lancet'te yayınlanan araştırmaya göre pandeminin sert etkisinin hissedildiği 2020'de, küresel çapta depresif ve anksiyete bozuklukları sırasıyla yüzde 28 ve yüzde 26 oranında arttı. türkiye, covid-19 kaynaklı depresyon ve anksiyete vakalarının artışında avrupa'da ilk sırada yer aldı. türkiye'de ortalamanın üzerinde artış yaşandığı dikkat çekiyor. 9 ekim'de lancet'te yayınlanan araştırma, covid-19 sırasındaki majör depresif bozukluklar ve anksiyete sorunları konusunda yapılan ilk çalışma olma özelliğine sahip. araştırmada 204 ülkede yaş ve cinsiyet gruplarının pandemiden ne kadar olumsuz etkilendiği inceleniyor. ayrıca hangi ülkelerde bu sorunlarla daha fazla karşılaşıldığına dikkat çekiliyor. araştırmanın dikkat çeken diğer bir sonucu da pandemi sırasında kadınların erkeklerden daha fazla akıl sağlığı sorunları ile karşılaştığı.
    araştırmanın ortak yazarlarından alize ferrari, "pandemi akıl sağlığını etkileyen sosyal faktörlerin gün yüzüne çıkmasına neden oldu" diyor.

  • pragmatizm

    yararcılık, maddecilik, fayda maksimizasyonu otomatik olarak mantığı doğurur duygular en geri plandadır. yararcılık gerçeğe ve eyleme yönelik olan, pratik sonuçlara yönelik düşünme temelleri üzerine kurulmuş olan fikir biçimi bütünlüğü.

  • animal tracker

    animal tracker uygulamasına göre (bilezik takılabilmiş kuşlar) ülke hudutları içerisinde olan 3 kuş türü bulunmakta bunlar:
    ankara white stork leylek gelme vakti 17 eyl 2021 18:20
    kahramanmaraş clamator glandarius-tepeli guguk 10 eki 2021 17:37
    mardin common crane-bayağı turna 10 ocak 2017 13:00 (halen yaşadığı kaydedilmiştir.)

  • yağmur yağınca ortaya çıkan solucanlar

    toprağın altında belli şartlarda oluşan nem kendileri için yeterli yaşam alanıdır ancak yağmurun yağması nefes alamadıkları dolayısıyla ve sızıntı şeklinde oluşan yoğun ufak gölet vari yerden boğulmamak üzere yer yüzüne çıkmaktalar ayrıca yağmur damlaları toprağın içinde frekans ve dalgalar oluşturur düşman alarmı sanarak çıktıkları da varsayılıyor. onlar yaşamak için yer yüzüne çıkıyorlar siz itik ayaklarınızla üstüne basın diye değil
    unutmayalım ki bahsettiğimiz solucanlar sağır ve körlerdir.
    lütfen yürürken dikkat edelim
    lütfen onları incitecek şeyler yapmayalım

  • yelkovan kuşu

    (see: puffinus)
    bir tür okyanus kuşu. birçok türü olup hepsi çok iyi yüzücü ve dalıcıdır.
    etçil (balık, yengeç, salyangoz)
    yaşam ömrü 15 yıl kadardır.
    puffinus çok uzun bir aradan sonra mileyha sulak alanı'nın bulunduğu samandağ sahili açıklarında, kuş gözlemcileri emin yoğurtcuoğlu, murat bozdoğan ve ahu ilbeyi tarafından görüntülendi. türkiye'ye giriş yapan kuşlar arasında 494. kuş türü oldu, eğer 6 farklı tür daha bulunabilirse bir ülke için 500 çok çok yüksek bir rakam.

  • recep tayyip erdoğan

    ''bakın çok enteresan''
    ''ananı da al git''
    ''dünya beşten büyüktür''
    ''onlardaki hukuk, bizdeki guguk mu?''

  • plevne marşı

    plevne savunması'nda osmanlı birliklerinin komutanlığını yapan osman paşa'yı konu alan marş.
    makamı kürdidir.
    1910 yılında marş, bugünkü sözlerinden biraz değişik haliyle eski plevne marşı adı altında hafız yaşar bey ve saz heyeti tarafından seslendirildi ve kayıtlara marşın bestesinin mehmet ali bey'e ait olduğu geçti ancak başka kaynaklar marşın sözlerinin mithat efendi'ye ve bestesinin de ermeni asıllı dikran çuhacıyan'a ait olduğu aktarmaktadır. bazı kaynaklar ise marşın sözlerinin georges pera'ya, müziğinin de edouard taxim'e ait olduğunu yazmaktadır ve bu isimlerin gerçek şahısların takma adı olduğu bilinmektedir.
    eser con tristezza tonundan okunur con tristezza italyancada üzüntü manasına gelir, rus donanmasına sitem içerir zira osmanlı birliğini söz gelimi sırtından vurulmuştur.
    ''olur mu böyle olur mu?
    kardeş kardeşi vurur mu?
    kahrolası diktatörler,
    bu dünya (vatan) size kalır mı?''
    düzeltme: anlatım bozuklukları, hoş hala düzelmişe benzemiyor.

  • işsizlik

    özellikle üniversite mezunlarının yakındığı kişilerin işsiz kalması, bana göre eğitimin her düzeyde sahte entellektüel insanlar yetiştiriyor olması. sahte entellektüelizmin temeli ezbere ve dayatılan eğitim sistemidir. düşünce ve fikir geliştirmenin asgari düzeyde yaşandığı bir eğitim hangi meslek erbabı olursa olsun talebeye hayal edebilme bunun üzerinden fikri tasarlama (akademik, uygulama veya teori) ve yapılan şeyi iyi yorumlayıp pazarlayabilme alanı açılabilmeli. çakışılan nokta tam da bununla alakalı meseledir bu talebelerin iş dünyasında çokta başarılı olacağını beklemeyin veya çalıştığı yere değer katacağını.

    okuduğum dönem, makro iktisat ve çeşitli iktisat konularını anlamak maksadıyla adam smith-ulusların zenginliği adlı kitap okunması için öğrencilere şart koşuldu bahsettiğim eser 1000 sayfanın üzerinde aslında hakikaten mühim bir eserdi. sınıfta uğuldamalar baş göstermeye başladı dönemsel olarak çıkan krizler birbiri ardına sıralanırken canına tak etmiş bir öğrenci çıkıp kitabı asla okumayacağını söyleyerek isyan başlattı öğrenciye göre bunun açıklaması eserin 1800lü yıllarda yazılmış olmasıydı evet ana hatlar belliydi ama doğruydu, kitap yazıldığından beri olağanca sistem değişikliği, demografik değişimler gibi pek çok fikir ıskartaya çıkmıştı. okumamızı şart koşan öğretmenin dersinde konu gündeme geldi ezici çoğunluk çocuğa katılırken kalan küçük grup sessizliğini korudu durum üzerine bende adımız haylaza çıkmasın diye konuya istinaden daha güncel ve sistemlere yönelik kitapları öneriye sundum oylama sonucu şart koşulan okunacak eserler ortaya çıktı. söz konusu kıymetli öğretmenimiz pek eleştiremese de talep edilene-eleştiriye karşılık hayranlığı gözlerinden okunuyordu çünkü her şey hem spontane hem de ihtiyaca yönelik hizmet ediyordu onu eleştirip üzerine düşünmemiz adamı epey heyecanlandırmıştı. okuldan mezun olalı yıllar oldu sınıftan çıkan herkes bir baltaya sap olup iyi yerlere geldi bense kendimi böyle bir topluluğun içinde olduğum için halen şanslı hissederim.

    talebe etimolojik olarak talip olmaktan, bilgiyi talep etmekten gelir. ben burada duygusallaşıyorum. bugün gelmiş olduğumuz nokta ise belli içler acısı
    son dönemlerde her şeyin anlamının hızla irtifa kaybına uğradığını düşünmeye başladım durumu tersine çevirebilme şansımızın olduğu fikrinden yavaş yavaş uzaklaşıyorum bu yeni bir dönemi getirecek nasıl yani haz çağı dediğimiz şu berbat çağ bitip daha ne kadar bedbahtı gelebilir ki diyorum kendi kendime.

  • savaş

    the american naturalist'in kasım ayında yayınlanan son sayısında ilginç bir makaleye rastladım. avusturalyalı ve sri lankalı bir grup bilim insanın yaptığı bir çalışmaya göre sri lanka'da 2009'da biten iç savaşı bölgede yaşayan kuşlarda travmaların etkisi halen sürüyor.
    çok sayıda türün barındığı bölgedeki milli parklar da çatışmalarda savaşan tüm tarafların hedefi kuşlar oldu. bu doğal alanın korunması için yapılan kamu harcamaları ekonomik kaynakların savaşa yönlendirilmesi nedeniyle kesilirken bölgede ortaya çıkan kıtlık nedeniyle iç savaş boyunca kaçak avcılık da görülmemiş boyutta arttı. daha sonraki dönemde de kaçak avcılık ve doğal yaşam alanlarının korunması için gerekli kamu kaynaklarının aktarılmaması sorunu sebebiyle devam etti. tüm taraflar açlık sorununu gidermek için doğal yaşam alanlarında özellikle iri kuşları avladı.
    eski savaş bölgelerinde yaşayan kuşlar başta insan olmak üzere yaklaşan tehditlerden çok daha erken kaçıyorlardı. üstelik eski savaş bölgesinde yaşayan kuşlarda daha erken kaçma davranışı, kuşun vücut kütlesi arttıkça daha da belirginleşiyormuş.
    bazı uzun ömürlü, bilişsel olarak karmaşık türler çatışma sona erdikten on yıllar sonra bile travma sonrası stres bozukluğu ile tutarlı davranışlar sergiliyor.

    savaş bir insanlık suçudur ekolojik yıkım ve canlılar üzerinde yıllar süren etkisi bitmiyor. sri lanka'da yapılan çalışmada da görüldüğü gibi canlı türlerindeki, yıllar geçse de savaşın etkileri nedeniyle ortaya çıkan davranış bozuklukları nesilden nesile aktarılıyor ve kolay kolay eski davranış şekline geri dönmüyor.

/ 3 »